Hac ya da Umre'de Oda Arkadaşı Sorunu


Otellerde Yerleşim Sorunu
İster Diyanet İşleri Başkanlığınca gidilsin isterse özel turizm firmaları vasıtasıyla gidilsin tek başına umre ya da hacca giden bir hacı eğer tek oda talebinde bulunmadıysa birden fazla yataklı odalarda umre mevsiminde 2 – 3 – 4 kişilik odalarda hac mevsiminde 6–7 kişilik odalarda birbirini tanımayan kişilerle kalmak zorundadır.

Kişinin tercih hakkı olmadığı oda dağılımlarında
 verdiğiniz paraya göre yatak sayısının belirlendiği odalarda şansınıza kimin çıkacağı da belli olmamaktadır. Farklı kültür, farklı dil, farklı anlayış ve farklı yaş grubuna sahip insanlarla aynı odayı paylaşmak zorunda kalınmaktadır.  Ve asıl macera otellere geldiğinizde odaya girdiğiniz andan itibaren başlamaktadır.

Maceranın ilk başlangıç noktası anahtarla başlamakta, hangi yatakta yatılmasıyla devam etmekte dolapların,banyonun, tuvaletin, klimanın, eşyaların kullanımı ile sürüp gitmektedir.

Bu yazıyı yazarken amacımın kimseyi rencide etmek olmadığını özellikle vurgulamak isterim. Ancak üzerinde titizlikle durulması gereken çok önemli bir noktanın açılımını yapmak zorundayız. Ve bu yazıdan sonra hac organizasyonu yapan kurum ya da kişilerin oda arkadaşlığını da önemsemesi gerektiğine de inanıyoruz.

Öncelikle otele gelip de resepsiyona ilk giden odanın anahtarını kapmış oluyor. Ve bu anahtar aynı odada kalan diğer kişilere ne zaman ulaşır, bu anahtar nasıl kullanılır tartışmalara kadar gidiyor. Otelciler işin kolayını bulmuş. Anahtarı çıkarken bize bırakın diğer arkadaşınız bizden alsın diyor ama uygulama ne yazı ki bu şekilde olmuyor. İşte uygulamada yaşanılanlar

  • Anahtarı alan ya odasında uyuya kalıyor size kapıyı açamıyor siz de kapıda mağdurları oynuyorsunuz,
  • Anahtarı alan kişi anahtarı beraberinde götürerek mescide yada gezmeye dışarıya çıkmış,
  • Anahtarı alan kişi aşağıya inerken size yukarıya çıkıyorsunuz birbirinizi görmediğinizden odaya gelen kapıyı yumruklamakla sinir harbine giriyor
  • Anahtarı alan ben şimdi geleceğim bekle diyor gidiş o gidiş siz de o gelecek diye odada esir oluyorsunuz
Gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Anahtarların her hacıya ayrı ayrı verilmesi gerektiğini daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Buna dikkat edilmeli ve uygulanmalıdır. Kimse mağdur edilmesin. Otelden ayrılırken her hacı anahtarı iade etsin. Kaybeden bedelini öder.   

Yatak seçme kavgası pek olmasa da klima önüne denk gelen yataklar pek revaçta olmamaktadır. Bu yüzden sona gelen kişi nasibine razı olmaktadır.

İlk hacca gittiğimde 7 kişi aynı odayı paylaşmıştık.  2006 Ramazan umresinde 5 kişi idik. 2011 umresinde ise 3 kişilik oda tercihi yapmıştım.  Ve bu gidişimde 3 kişilik odada 2 kişi kalmam nasip oldu. Oda arkadaşım 85 yaşında biriydi.  Kulakları duymuyordu. Kulaklık kullandığı zaman bir sorun olmuyordu ancak kullanmadığı zamanlarda bağıra bağıra konuşmak zorunda kalıyordum. Yatağını seçmiş eşyalarını yerleştiriyordu. Ben kendi eşyalarımı çocukların odasında bıraktığım için sadece havlu getirmiştim. Aramızda bir yatak boş bırakarak pencere yanını seçtim.

İLK AZARI İŞİTİYORUM

Oda arkadaşımın oda düzeni
Yol yorgunluğu ile ilk gece saat 23:00 de yatsıdan döndüğümde odaya geldim. Yaşlı hacı gelmemişti. Ben yatağıma yattım. Gece sabah namazı için saat 03: 00 te uyandığımda oda arkadaşım derin uykuda uyuyordu. Rahatsız etmeden odadan çıktım. O günün akşamı geri döndüğümde odada idi.  Bana sabah namazına neden uyandırmadığımı sordu. Kaldırmam için bana bir şey demediği için kaldırmadığımı bundan sonra kaldıracağımı söyledim. Ve o gece onu kaldırdım. Ben abdest almış çıkıyordum ki bana “dur, ben de seninle geleceğim” dedi. Buna imkânım olmadığını yanımda ailemin olduğunu söyledim. Hiçbir şey demedi. Ben çıktım geldim. O gün görüşemedik. Çünkü odaya geliş saatim yine 23: 00 idi ve hemen yatağa uzandım. Henüz dalmıştım ki kapının açılmasıyla uyandım. Gözlerim kapalı idi ama sesleri duyuyordum. Yaşlı hacı ağabey “ şuna bak uyuyor. Bir de Müslüman olacak. Ne olurdu sanki benimle gelseydi. Bunun Müslümanlığı yok. Bu Müslüman olmaz” diye söylendi.

Ve kâbus başlıyor. Hacı ağbimiz oda kapısını açık bıraktığı için otelin oda alarmı çalmaya başlıyor. Kapıyı kapatmasını, alarmın çaldığını söylüyorum. Yine azarlıyor. Oda havalansın diye yapıyorum diyor. Bunu sıkça tekrar ediyor. Bir keresinde görevliler geldi de bu uygulamasına son verdi.

Bir gece de kulaklık mikrofonu açık kalmış. Ben önce anlayamadım. Alarm çalıyor sandım alarmlar çalmıyordu. Prizde bir şey kaldı sandım. Çalan bir şey yok. Hacının bavulları arasından ses geliyordu. Uyandırdım. Kulaklık açık kalmış. Kapattı.

Lavabomuz tıkandı. Neden kaynaklandığını bilmiyorum ama abdest almak zor olmaya başladı.  Çocukların odasına giderek abdest almaya başladım.

Bir gün kaldığım odada banyo yapmak istedim. O da neydi Küvetin içi pis bir halde idi. Temizledim. Aynı pis durum klozetin çevresinde de oluşmaya başladı. Kat hizmetlisinden aldığım tuvalet kâğıtları bir iki gün içinde bitiyordu. Pek iyi olmayan, sanki geri dönüşümlü kâğıtlardan yapılmış tuvalet kâğıtları çarçabuk bitiyordu.

Aman Allah’ım. Sıcak su kaynatmak için kullanılan ( kettle )  klozetin üzerinde duruyordu. Sordum bana abdest aldığını söyledi.  Abdest ve su kaynatma makinesi ve klozet üçlüsünü yan yana getiremedim.  Bir an midemin alt üst olduğunu hissettim.

Otelin koyduğu sabunlar ya küvette, ya lavabo içerisinde ya da yerlerde gezmeye başladı.

Dışarıdan gelince havasız odanın havasını değiştirmek için klimayı açmama içerliyordu. Odada kimse bulunmadığı zaman klimayı açma imkânımız yoktu. Çünkü kart anahtarları sisteme uydurulmuş, yuvasından aldığınız zaman buzdolabı hariç tüm elektrikli araçlar lamba dâhil sönüyordu.  

Oda çöplüğe dönmeye başladı
Oda arkadaşım yatağının yanını pet şişelerle, kâğıtlarla doldurmaya başladı. Oda temiz olmaktan uzak artık yol kenarına dönmüştü.

Anahtar problemimiz hiç olmadı. Çünkü görevlilerden rica ederek kendime ayrı bir anahtar çıkartmıştım. İnanıyorum ki anahtarı sürekli yanında taşıyan hacı ağbi benim lobide yatmamada sebep olacaktı.

Ve bu durumu grup hocamıza söyledim. En azından Medine’de odamı değiştirmesini rica ettim. Burada sabrederim ama Medine’de buna katlanama dedim. Anlayışla karşıladı. Ve diğer odalarda benim durumumda birkaç kişi olduğunu söyledi. Bir bayan hacımız yanında yatan diğer bayandan rahatsızmış. Söylediğine göre şikâyet olunan bayan odanın içerisine dışkısını yapıyormuş Biraz zor inanılacak bir durum olsa da olur mu olur. Şikâyet olunan bayanda diğerinden şikâyetçi olarak gelmiş. Sürekli konuşuyor, yatırmıyormuş, kendisine bağırıyormuş, banyoya girdimi çıkmıyormuş vs vs.
Bir diğer şikâyet genç bir hacıdan gelmiş. Yanındaki yaşlı kendisine huzur vermiyormuş. Bir başka genç bayan hacıda yaşlı bir bayan hacının sürekli kendisiyle mescide, çarşıya çıkması için baskı yapıyormuş. Gitmezse beddua ediyormuş.

İşte böyle ben şikâyetimi yaptım, Mmedine’2de farklı bir odada kalma hayallarine başladım.

DARP EDİLMEK ÜZEREYİM

Otelde darp var
Mekke’den ayrılacağımız gün lobide bekliyoruz.  Bedir Otelin lobisi hıncahınç dolu. Yanımda kafile arkadaşlarım ve grup hocamla sohbet ediyoruz. Sohbete dalmıştık ki bir elin yakamı tuttuğunu fark ettim. Oda arkadaşım, 85 lik delikanlı beni sarsmaya başladı. Ne olduğunu ben dâhil hiç kimse anlamamıştık. Gözlerini iri iri açmış bana bağırmaya başladı. “Sen kimsin beni şikâyet ediyorsun. Sen nasıl Müslümansın. Ben sana ne yaptım. Sen horluyorsun ben sana bir şey diyor muyum” ( Dikkat!, hacımız aslında yanında top patlasa duymuyor)
Büyük, benden çok yaşlı biri idi. Mekke’de idik. Günahlarımızın affı için buradaydık. Sustum. Kaldım. Yanımdakiler uzaklaştırdı. Böylece bela teğet geçmişti.  Oda arkadaşım fena kızmıştı.
Ve Mekke’den ayrılacağımız gün oda arkadaşımın sorumlu olduğu grup görevlisi yanıma geldi. Yaşadığım sıkıntıyı ve birkaç gün önce yaşanılan olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Medine’de odamın ayrılacağını söyledi.

Bu olaydan birkaç gün sonra Medine’de idik. Grup hocamız benim için gerçekten çok üzücü bir olaydan bahsetti.  İnanın çok üzüldüğüm bir olay meydana gelmiş. Yaşlı oda arkadaşım bir grup hacıyla hurma pazarına giderken yolda yüz üstü düşmüş ve burun kemiği çatlamıştı. Hastaneye kaldırmışlar. Durumu iyi imiş. Keşke düşmeseydi dedim. Keşke bir şey olmasaydı dedim. Ama olan olmuştu. 

Şimdi her şey bir yana odalarda kalacak kişileri belirleyen, bu işin planlamasını yapanlara sormak istiyorum. Gelişi güzel olarak, ölçüleriniz nedir bilinmez ama otellerdeki odalara yerleştirdiğiniz insanların durumlarına dikkat ediyor musunuz? Kıstaslarınız nedir. Ne düşünüyorsunuz. Bu yaşanılanlardan dolayı bunu vebalini aldığınızı düşünüyor musunuz?

Paraları yetmediği için ucuz olsun diyerek en ucuz kategorideki organizasyona katılan karı kocaların farklı katlarda, birbirinden çok uzak odalarda kalmasını, uçaklarda farklı yerlerde oturmaları neyle anlatılır.

Lütfen bu tür yerleşimleri yapanlar bunlara özen gösteriniz. Eşlerin yerleşimine, yaşlı, genç, hastaların durumuna, kültür farklılıklarına, eğitim durumlarına dikkat etmelisiniz

Yoksa kutsal topraklarda edilen beddualar yakanıza yapışır.

Google Plus'da Paylaş