Header Ads

erolkara.net"/

Mekke’de namaz kılmak


Umre günlerimin en iyi tarafı ve asla unutamayacağım anlarından biri Kâbe-i Muazzama’nın etrafında, Harem-i Şerifin herhangi bir yerinde namaz kılmanın anlatılamaz anlarıydı.

Öyle veya böyle duymuşsunuzdur. Kâbe’de kılınan bir namaz diğer yerlerde kılınan namazlardan derece olarak en üstünüdür. Ve bu üstünlük 100 bin kat sözü ile de sayıya çevrilmiş olarak söz edilir.

Kâbe’de kılınan namazların diğer yerlerde kılınan namazlardan 100 bin kat daha üstün olduğunu belirtmiştim. Bu bize intikal eden
birçok hadiste yer almasına karşın eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş böyle bir durumun söz konusu olmadığını söylüyor. Ateş’e göre huşu içinde herhangi bir yerde kılınan namaz Kâbe’de vesvese içerisinde kılınan namazdan daha üstündür demektedir. İyi güzel de hoca adama sormazlar mı, sen Diyanet başkanı iken bu tür şüpheli hadisleri neden temizledin diye… Neden suyu bulandırıyorsun. Zaten bizim hoca efendiler maaşlı çalıştıkları zaman dine uygun olsun olmasın her türlü emri yerine getirip halka bildiriyorlar emekli olunca pusulaları şaşırıyor bu da tartışılır. Zaten Ateş’in emekli olduktan sonra yazdığı yazıların çoğunun tartışmaya açık olduğu da biliniyor. Yaşlılık ya da dikkat çekmenin nedenleri midir, anlayamadım. (Bakınız : http://haber.gazetevatan.com/Kabede_kilinan_namazin_sevabi_daha_mi_fazla/296870/4/Haber )

Neyse biz konumuza dönelim.

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselam efendimiz her fırsatta Kâbe içersinde namaz kılarmış. Tabii, bu bizim için imkânsız bir durum. Zamanımızda içeride namaz kılınma gibi bir durum söz konusu olmasa da Suud Kralı’nın önem verdiği misafirlerine burada namaz kıldırıp kıldırmadığını hiç duymadım.  
Sevgili efendimiz Aleyhisselam gibi bir imkânımız olmasa da Harem-i Şerif’te nerede namaz kıldığını Diyanetin verdiği kitaplarda, internet araştırmalarımda ve bilgisine güvendiğim ve umre ya da hac sırasında tanıdığım kişilere sorarak öğrenmeye çalışıyordum.

Rükn-u Yemani
İşte araştırmalarım neticesinde Peygamber Aleyhisselam Efendimizin Kâbe'nin iki köşesini özellikle seçtiğini öğrenmiştim. Bunlardan birisi Hacerül-Esved'in olduğu köşe; ötekisi de tavaf esnasında Hacerül-Esved'in olduğu köşeye gelmeden önceki köşe... Onun adı da Rükn-ü Yemânî 'köşesidir. Peygamber Efendimiz Kâbe'yi tavaf ederken, Rükn-ü Yemânî'ye gelince, orayı da istilâm edermiş. Yani el kaldırıp "Bismillâhi Allàhu ekber!" diye oraya da selâm verirmiş. Çünkü orada da çok muazzam miktarda melekler bekleşirlermiş. Tabii halen orada melekler bekleşir mi bilemem ama bu sünneti yerine getirmek bizim de boynumuzun borcu olduğundan her tavafta buna dikkat ederdim.  Evet, Resullulah efendimiz Aleyhiselam buaran Hacer-ül Esved'e doğru olan kenarda, o arada namaz kılarmış.

Ve fırsat buldukça bilhassa sabah namazlarımda Rükn-ü Yemânî' ile Hacer-ül Esved arasında namazımı kılmak için gayret sarf ederdim. Resullulah Aleyhiselam gibi yapabilmenin heyecanı içersinde burada zor da olsa safta yer alırdım. Gidenlere, gideceklere de özellikle tavsiye ederim. Hatta eğer yerinizi biraz daha Hacer-ül Esved’e yakın yerde tutarsanız doya doya o kara taşı, cennetin bir örneğini namazı beklerken seyretme imkânına da kavuşursunuz.

Hatta aranızda hiçbir şeyin olmadığı Hacer-ül Esved ile aranızda bir elektriklenme hâsıl olur. Birbirinizi çekmeye başlarsınız. O gel bak kimse yok etrafımda diye size bir fırsat verdiğini belli eder siz ise yerinizden doğrulamazsınız. Adeta taş gibi kalırsınız. Gönlünüz çağıldar, kalk git der. Öp, musafahanı yap der ama gidemezsiniz. Burada sizi engelleyen Suud askeridir. Çünkü onlar az sonra namaz kıldırmak için gelen imam için güvenliği sağlamaktadır. Bu nedenle orayı boşatmışlardır. Nerede ise ağlarsınız, böylesine bir imkan varken Hacer-ül Esved’e ulaşamamanın sıkıntısı ile kendi kendinizle mücadele edersiniz.   

Buralarda yer bulamadınız mı o halde Resullulah Aleyhisselam efendimizin her ikindi namazını kıldığı yere geçmeye çalışın. Burası da Hicr-i İsmail denilen ve yüksek taşla çevrilmiş alan ile Rükn-ü Yemânî' arasındaki bölümdür. Bir yanınızda Hz. İsmail’in ve bir çok peygamberin kabri var denilen, Kâbe’nin içerisinden sayılan bir alan ve diğer yanda meleklerin saf saf dokunduğu Yemani köşesi. İki güzelliğin arasında siz olursunuz. Ve tam karşınızda Kâbe duvarları…

Buralarda özellikle namaz kılmanın dayanılmaz coşkusundan biri de Kâbe ile aranızda hiçbir şeyin olmaması da bulunmaktadır. Artık sıfır noktasındasınız ve en yakın yerdesiniz. Milyonlarca Müslüman hemen arkanızda saf tutmuş ve siz öndesiniz. Ne büyük bir mutluluk anlatamam. Ve Kâbe bir dokunmalık yerde, yıllarca “Döndüm Kâbe’ye sözünü burada gerçekleştirmiş oluyorsunuz.

Vakit namazlarını kıldığım yerleri yazmaya çalıştım. Bir de nafile namazlarımı kılacağımız yerler var.


Hazreti İbrahim makamı
Bunlardan birincisi tavaf namazı kılacağımız yer olarak Hazreti İbrahim Aleyhisselamın ayak izi olan ve İbrahim makamı olarak bilinen yerin önünde ya da onu hizalayarak gerilerde, tavafta olanların önünde engel olmamak için, kılmaya çalınız. Kılmalısınız da.

Diğer yerimiz Hatim, ya da Hicr-i İsmail denilen alan. Unutmadan söyleyeyim, siz siz olun Hicr-i İsmail ya da Hatim denilen yüksek duvarla çevrili bu alan içerisinde namaz kılmadan ülkenize dönmeyin. Yukarıda dedim ya, Peygamber efendimiz Aleyhisselam namazlarını Kâbe içerisinde kılarmış. Bugün bu fırsatı bulamayız demiştim. Ama her ne kadar dışarıda da gözüküyorsa da Hicr-i İsmail Kâbe’nin içerisinde sayılıyor. Hatta peygamber Aleyhisselam Ayşe annemize ( Allah Ondan razı Olsun ) burada namaz kılmasını tavsiye etmiş. Ayşe annemizde burada namaz kılmaya devam etmiştir. Burada fırsat buldukça namaz kılın. Çok kalabalık olsa da biraz sıkıntıya girin. İnanın farklı duygular içerisinde kalıyorsunuz. Askında Kâbe’nin neresinde kılarsanız kılın huzuru ilahiyenin huzurunda, miraca çıkmanın bir başka boyutunda kalıyorsunuz.  Bilhassa Altınoluk altında burada namaz kılmanızı tavsiye ederim.

İmam mahfilinden Kabe
Eğer bu yerlerde fırsat bulamazsam ne yapıyordum. İşte o zaman İmam mahfilinin bulunduğu yere giderdim. Bunu bilhassa öğle namazlarında, güneşin çok yakıcı bulunduğu zamanlarda yapardım. Orada İmamın arkasında durmakta insana farklı bir duygu veriyor. O sesini cd’lerden, tvl’erden, radyolardan duyduğunuz ve hayran kaldığınız imam şu an önünüzde. Ve siz de hemen arkasındasınız.

Allah’ım bu ne büyük mutluluk, ne büyük ihsan. Hamdolsun Allah’ım sana.


Cenazeler

Ve her vakit kılınan cenaze namazlarından söz etmeden geçmeyeceğim. Hiç tanımadığınız, bilmediğiniz biri musallada. Üzerlerinde bir tek örtü var. Kadınlara göğüsleri belli olmasın diye kafes koyuyorlar. Duamızı bekliyorlar. İnsanlardan son defa bir dua bekleyen ve çaresiz bir beden görüyorsunuz. Neticede orada duran Müslüman kardeşimiz. Neticede mümin kardeşimiz. Ömrü buraya kadar vefa etmiş. Bana göre çok şanslı bir insan. Gömülünce Hacer annemizin ve diğer sahabelerin bulunduğu Mualla Mezarlığına defnolacak. Kabir arkadaşları çok kutlu insanlar. Böylesine kutlu bir insanın cenaze namazında milyonlarca hacı yanınızda.. Dualar sel sel. Ne mutlu ölene ne mutlu cenaze namazında bulunanlara.  Ve fırsat buldukça cenazeyi taşımak için koşuşturuyorum. Cenazeyi taşımak ve ardınca gitmenin bu kutlu yerde kat kat sevap edeceğine inanarak, yarın bir gün birilerinin de benim cenazemde bulunabilmesi için yer açabilmek niyetiyle.

Mekke’de namaz kılmanın bir diğer güzelliği de cemaatin varlığı. Cemaatin güzelliğini buralarda daha derinden hissediyorsunuz. Hep birlikte Allahu Ekber demek , hep birlikte rükü ve secdeye varmak. Hele hele sesli okumalarda akan gözyaşlarının hıçkırıklara karışıp kulaklarınızdan girip gönlünüzün en ücra köşesinde sel olmasına, sizi tir tir titretmesine engel olamıyorsunuz. Sizi çepeçevre sarmış milyonlarca tertemiz insan, milyonlarca Allahu Teâlâ’nın misafirleri, milyonlarca evini evladını eşini malını terk edip huzura varmak için dağlar denizler aşmış mübarek insanlar. Bu güzel insanların arasında siz onlarla bir vücut oluyorsunuz. Hacı ya da umre arkadaşı oluyorsunuz. Ne zaman dirsekleriniz ve omuzlarınız birbirine değip elektiği aldığınız anda.


Sizlere tavsiyem. Sakın Mekke’de otellerde namaz kılarak günlerinizi geçirmeyin. Tembellik edipte otel odasında, otel mescidinde ya da yakın yerde bulduğunuz mescitlerde namaz kılmayın. Koşun, yürüyün, hızlı hızlı gidin, gidin ve Harem-i Şerif’te namaz kılın. Çok faydasını göreceksiniz. İnanın buna.

Bu kutsal belde de aziz ve celil Allahu Teâlâ’nın misafiri olmaktan gurur duyun. Namazlarınızı öylesine huşu içerisinde kılın ki namaz sizin ibadet aşkınızdan yorulsun. Tekbiri alıp Kuran_ı kerimi okuduğunuzda uzatın da uzatın. Kıraati upuzun okuyun. Rüküya varınca, secdede tesbihatlarınızı uzun tutun. Secdenizi uzun tutun. Alnınız buz gibi beyaz mermerleri öpmeye doymasın. Gelmiş geçmiş peygamberlerin secdesinin yakalayın. Hz. İbrahim Aleyhisselam olun. Hz. İsmail Aleyhisselam olun. Hz. Muhammed Aleyhisselam olun. Sahabe olun. Onların alın izlerini arayın. Mermere deyince kokularını arayın. Oturunca dizlerinizin karşısında Allahu Teâlâ ile karşı karşıya olduğunuzu düşünün. Peygamber efendim aleyhisselamın yaptığı gibi Hak Teâlâ ile selamlaşın. Ettehiyatü’yü öyle okuyun ki Miraca çıkan siz olun.  Müslüman olmanın yüceliğini sınırsızca yaşayın.

Blogger tarafından desteklenmektedir.