Son Eklenen
Yükleniyor..

Mekke Turu


Mekke’de Ziyaret Yerlerini Geziyoruz.
MEKKE ZİYARETİ İÇİN SAATLERCE BEKLEYİŞ
19 Haziran 2011 günü saat 08: 00 de Mekke’yi gezeceğimiz söylendi. Bununla ilgili bilgi duyuru panolarına günler öncesi asılmıştı.
Kafile programlarının önceden belirlenip, ilan edilmesi bana göre mükemmel bir çalışma idi. Böylece hacılar ne gün ne yapılacağını öğrenmiş oluyordu. Bu da yaşanılacak aksaklıklara karşı bir çeşit önlem oluyordu.


O sabah umre yapacaktık ancak bu gezi nedeniyle iptal etmek zorunda kalmıştık. Sabah namazı dönüşü kahvaltı etmiş ve otelin lobisinde beklemeye başlamıştık ki gezinin bu saat için iptal edildiği, saat 14: 00’te gidileceği belirtildi. Bizim kafile için gelmesi gereken otobüsler bir başka kafileye tahsis edilmişti. Bunda da bir hayır var diyerek saat 14: 00 e kadar ne yapacağımızı düşündük.  Çocuklarımı alarak Mescidi Hareme
gittik. Birkaç tavaf yapalım, öğle namazını kılıp gelelim diye düşündük. Ve öyle de yaptık.  

Öğle yemeklerimizi dışarıdan alarak otele döndük. Odamızda öğle yemeğini yiyerek aşağıya lobiye geldiğimizde kafilenin beklediğini gördük. Ancak kimse mutlu görünmüyordu. Gezi için gelecek otobüsler ortada yoktu. Ya iptal edilmesi bekleniyordu ya da otobüslerin gecikmelide olsa gelmesi.
Kafile Başkanımız İlhan Akça elinde telefon bir yerleri arıyor, otobüslerin gelmeme nedenini araştırıyordu. Diğer grup hocaları da hacıları sabırlı olmaya davet ediyordu. Birazdan otobüsler gelecek derken pek inanmadıkları gözlerinden belli oluyordu. Grup başkanları bir yandan ortalığı sakinleştirmeye çalışırken diğer yandan da pek görünmemeye çalışıyorlardı. Zira 313 kişilik kafileye mahcup olma durumu vardı. Zira birkaç gün önce kısa Mekke turunda da böyle bir durum olmuştu. Hacılara sabah saat 06: 00 da başlayacak olan kısa Mekke Turu için duyurular yapılmış daha sonra iptal edildiği söylenmişti. Fakat kafile başkanının iptal sözünü duymayan hacılar Mescidi haramın önündeki saatte 06: 00 da toplanınca bazı hocalar onları gezdirmek zorunda kalmıştı. Gidemeyenler için ise kafile başkanı ayrı bir zaman belirleyerek götürmüş, böylece hataları telefi edivermişti.

BAŞKAN TELEFONA SARILDI
İşte şimdi de aynı durum yaşanmasın diye kafile başkanı var gücüyle otobüsü sağlamak zorunda kalan DİB görevlilerini harıl harıl arıyordu. Ter içinde bir oraya bir buraya koşuşturuyordu. Bu arada otelin lobisi de yasak olmasına rağmen sigara içenler yüzünden kirli hava ile doluyordu. Hatta bu yoğun hava yüzünden bir grup görevlisi neredeyse kalp spazmı geçiriyordu. Onu dışarıya çıkartarak temiz hava almasını sağlamak istedik. Ancak, dışarıdaki hava daha baskın idi. 
Ve beklenen haber geldi. “sayın hacılarımız, Bu aksaklık kesinlikle bizden kaynaklanmamaktadır. Bizlere otobüsü temin edecekler yüzünden bu şekilde mağdur olduk. Lütfen sabırlı olunuz. Az sonra otobüsler gelecek ve gezimiz devam edeceğiz” diyen kafile başkanımızın sesi ile homurdanmalar kesiliverdi.

15: 40 da otobüsler geldi. Bu kez hacıları toparlamak zorunda kalan görevliler cep telefonlarına, oda telefonlarına sarılmak zorunda kaldı. Ve herkese otobüslerin geldiği ve hareket edeceğimiz bildirildi.
16: 40 da otobüsler hareket etti. Her grup kendi otobüsüne bindi ve sırayla hareket ettik. Grup hocamız Arif Küçükbenli ilk durağımızın Sevr dağı olduğunu söyledi. Sevr dağı hakkında bilgiler verdi. Sevr dağını anlatırken o denli duygulu yaklaştı ki etkilenmemek imkânsız gibiydi. Daha önce 2 kez görmeme rağmen içimde heyecan had safhaya çıkıyordu. Bir de üstüne üstlük Mekke ilahileri söyleyen İbrahim Duman hocanın sesi duygularımızı şaha kaldırıyordu. Şanslıydık. İbrahim Duman hocanın grubu iki otobüse bölünmüştü. Kendisi bizimle geliyordu. Ve iyi de olmuştu. Birçok ilahi kaseti olan hocanın söylediği ilahilere Cidde’den gelirken, Mekke turunda, irşad toplantılarında, Medine’ye giderken, Medine gezilerinde ve kandil anma gününde çoğu kez dinleme fırsatı bulmuştuk.

SEVR DAĞI ETEKLERİNDEYİZ
 16: 50 SEVR DAĞI Eteklerindeyiz.
İlk durağımız Sevr Dağının etekleri.  Mekke’den 4 kilometre uzaklıktaki Sevr Dağı’nın eteklerine geliyoruz. İleride daha ayrıntılı anlatacağım Sevr Dağı hemen ilerimizde. Kafile başkanımızın sözleri doğrultusunda dağı uzaktan izliyoruz. Çok yüksek bir dağ oluşu ve izin olmayışından dolayı çıkamayacağımız söylendi. İsteyen olursa birkaç gün sonra bir rehber eşliğinde gidilebileceği de söylendi. Bu dağ, Resullulah Aleyhisselam efendimiz ile Hz. Ebubekir’le ( Allah ondan razı olsun ) Mekke’den Medine’ye hicret ederken 3 gün saklandıkları mağaranın olduğu dağdır. Güvercinin yuva, örümceğin ağını ördüğü mağara bu dağın zirvesinde yer almaktadır. Eteklerinde inşaat çalışmaları görülüyor. Kafile Başkanımız İlhan Akça dağın dinimizdeki yerini anlatıyor. Dağın farklı bir yönünden baktığımız için aramızda çok uzak mesafe var.  Otobüslere binerek tekrar yola çıkıyoruz.  Yolda Arafat’a gideceğimizi öğreniyoruz. Arif hoca bilgileri verirken İbrahim hocada ilahilerle eşlik ediyor. Arafat’a doğru giderken yeni yapılan Metro çalışmalarını, metro istasyonlarını görüyoruz.  Suud’lu çalışıyor.

17: 25 ARAFAT’TAYIZ.
ARAFATTA SATICILAR
Hz. Âdem Aleyhisselam ile Havva annemizin buluştukları yer. Hacıların hac günlerinde vakfeye durdukları alandayız.
Otobüslerden indiğimizde bizi ilk karşılayan Osmanlı yâdigarı su çeşmeleriydi. Hacıların su ihtiyacını gidermek için bölgeye inşa edilen su kanalının nihaȋ kısmındaki çeşmelerin yetmişli yıllarda faal olduğu bazı ziyaretçiler tarafından ifade edildi.
Tepeye doğru ilerliyoruz.  Grup Cebel-i Rahme’ye çıkarken ben çocuklarımın gelmeden önce merakla bekledikleri develerin olduğu yere götürdüm. Büyük olan binmek istemedi. Küçüğüm ise can atıyordu o saate kadar. Devenin yanına gelince binmekten vaz geçti. Devecinin yardımı benim de ısrarımla zar zor bindirdik. Küçük küçük çığlıklarla deve harekete geçti.. Geniş bir alan çevrilmiş. Ve otobüsler bu alanın dışında durduruluyor. Birkaç yıldır develerin yanına Motosikletler koyduklarını duymuştum. Ancak kimse onlara rağbet etmiyordu. Motorcular ve deveciler her gelen kafilenin önüne yoğunlaşmaktadırlar. 5 Riyale deve turunu yapıyoruz. Alanda çoğu Türk olmak üzere başka ülkelerden de gruplar var.
MERDİVEN SATICI VE DİLENCELERLE DOLU
Tur bitince Rahmet tepesine çıkan kafileye yetişiyoruz. Merdivenler dilenciler ve satıcılarla işgal edilmiş. Kolları kesilmiş veya kıyafet içerisine elleri saklanmış çocuklar, özürlüler merdiven basamaklarına sere serpe uzanmış birçok farklı dili bir arada kullanarak acıklı çağrışlarıyla dilencilik yapmaktaydılar. Volkanik kayalardan oluşan tepenin her tarafı sorumsuzluğun ve duyarsızlığın bir göstergesi olarak atılan pet şişeler ve poşetlerle doluydu. Yukarıya çıkarken kullandığımız merdiveni çevreleyen duvarın arkası pet şişeleriyle dolu idi.
ÜSTÜSTE ÇIKARAK YAZMAYA ÇALIŞIYORLAR

Yukarıya çıkıyoruz. O sırada İlhan Hoca Rahmet tepesinden, Arafat’ın özelliğinden ve Hz. Âdem Aleyhisselam ile Havva annemizden bahsediyor. Kimileri alışverişe yöneliyor. Bir kısmı ise tepedeki taşa bir şeyler karalamakla uğraşıyor. Gruptan bir kısmı taşın ucuna yazmak için üst üste (!) çıkıyor. Birkaç kişi fotoğraf çekmekle meşgul oluyor. Çevremizde satıcıların dışında fotoğrafçılarda var. Herkesin elinde fotoğraf makinesi ve kamera olunca bunlara pek fazla iş düşmüyor. Bu kez onlar gelenlerin resmini onların kameralarıyla çekiyor.

Arafat’ta epey durduk. Arafat’tan inmeye başlıyoruz. Otobüslere doğru yürüyünce deveciler yolumuzu kesiyor. Şoförlerin bir arada şakalaştığını görüyoruz. Onlara iştirak ediyor. Mutlu bir şekilde otobüslere dönüyoruz.  Şoför buzdolabından çıkardığı suları yolculara dağıtmam için bana veriyor. Az sayıda su var. Otobüste olanlara yetmeyeceğini anladığımdan “ ihtiyacı olana su vereceğim” dememe rağmen ellerinde su olduğu halde herkesin talepte bulunmasına şaşırmıştım. Yaklaşık 10 kişi su alamamıştı. Sitem etmeye başladılar. Oysa ellerinde su olanlar almasa idi ihtiyaca cevap verebilirdik.

Şeytan taşlama alanı
19: 00 MİNA’DAYIZ
Mina bilgileriyle yolumuza devam ediyoruz. Yeni şeytan taşlama alanını görünce çok büyük çalışmaların yapıldığına şahit oluyoruz. Müzdelife’den, çadırların olduğu alandan Şeytanların bulunduğu yere gidiyoruz. Yapının çevresi tel örgülerle çevrili olduğundan kenardan izlemekle yetiniyoruz. Kafile Başkanımız İlhan hoca burası hakkında da detaylı bilgiler veriyor.

19: 00 NUR DAĞI ETEKLERİNDEYİZ
Nur Dağı - Akşam saatleri
Hava kararmak üzere iken Hıra Dağı’na, yani Efendimizin (sav) Risalet öncesi özellikle Ramazan olduğu zannedilen aylarda gidip inzivaya çekildiği, tefekküre daldığı ve ilk defa, “İkra” emri İlahisine muhatap olduğu mekâna gidiyoruz. Akşam ezanı okunmuş, hava kararmıştı. Buradaki bir mescitte namaz kıldık. Ve otele dönmek üzere otobüslere son kez bindik.  Saat 20: 00 sularında Mualla Mezarlığının ve Cin mescidinin hemen yanından transit geçerek otele döndük

Bir Mekke turu böylece gergin başlamış, geç ve hızlı bir şekilde bitmişti.
Google Plus'da Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları