Header Ads

erolkara.net"/

Mekke'de Hacer Olmak - Say yapıyoruz

Safa Tepesi
Tavafımızı yaptık. Elhamdülillah. Zemzemimizi kana kana içtik. Elhamdülillah. İki rekat tavaf namazımı kıldık. Elhamdülillah.

Ve artık say yapmak için Safa ve Merve alanına ilerliyoruz.  İlerlerken zemzem musluklarından doldurduğum bardakları yolumun üzerinde oturan yaşlı hacılara uzatıyorum.  

Haremi temizleme ile meşgul olan genç Bengaldeş’li gülümseyerek bizleri izliyor. Ve hemen yanımızda say alanı boydan boya uzanmış bir halde görünüyor. Heyecanlanıyoruz. Say yapan hacıları izliyoruz bir süre… 

Hepsi bembeyaz bir melek gibi, hepsi sevinçli, hepsinin dudaklarında dua… Bu güzelliği tasvir etmem mümkün değil. Orada olup seyretmek, orada olup hissetmek lazım. Gerçekten nefis bir tablo var, burada. Kalplerinde Allah ve Peygamber sevgisi ile dolu insanların bulunduğu bir alan burası. Burada ihramsız olarak ibadet edemezsiniz. Üzerinizde muhakkak ihram olmalıdır. Umre yaparken buraya gelip bu güzelliğin içerisine katılabilirsiniz.

Önce safa tepesine geliyoruz. Daha önceki yazımda da belirtmiştim, Safa tepesine camlı bir setle kapatmışlar. Bu koskoca camekân Safa tepesine dokunmamızı engelliyor. İçerisine bakıyorum. Uçuşan pamuk ve tozlar neredeyse bir tabaka oluşturmaya başlamış. Birkaç hacı buraya dönük dua ediyor. Fotoğraf çekmek isteyince “ türko memnu” diyen sesi işittim.  Camekânın önünde görevli bir asker bana bakıyor. Bana yasak olduğuna dair işaret veriyor. Yasağın artık kalktığını söylüyorum çat pat.. Bana çevreye konulmuş kameraları gösteriyor. Anladım diyorum. Onu da zor durumda bırakmak istemediğimden uzaklaşıp, ileriden fotoğraf çekiyorum.

Ve saya niyetleniyorum.  Yüzümü Hacer-ül Esved yönüne, Kâbe’ye döndürüyorum. "Allah’ım! Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." Diyorum. Bu dua çok önemli. İnanın ibadetleriniz kolaylaşıyor. Bir de kabul edildiğini bilseniz, ahhh !

Bildiğiniz gibi, Hz. İbrahim aleyhisselamın eşi Hz. Hacer validemizin (Allah Ondan razı olsun) oğlu Hz. İsmail Aleyhisselam’a su bulmak için bu alandaki su bulma gayretini sembolize eden say, iki tepe arasındaki 4 gidiş, 3 gelişten oluşuyor. Toplam mesafe yaklaşık 3,5 kilometre civarında.

Say yolu
Hacer Annemizin hissettiklerine ortak olmak için Safa ve Merve arasında say yapıyoruz. Dilimizde zikirlerle beraberimde çocuklarım olduğu halde yürümeye başlıyoruz. Az ileride iki yeşil ışığın olduğu yere yaklaşınca koşar gibi yapacağımı söylüyorum. Ve ilk yeşil ışıkla beraber sağa sola bakınarak koşar adımlarla bu mesafeyi geçmeye çalışıyorum.

Umre yapanların burayı koşarak geçmesinin bir hikâyesi var. Hacer Annemiz oğlu İsmail’i burada bırakıp iki tepe arasında çırpınarak su ararken iki tepe arasında çukur bir yer vardır. Burada oğlu İsmail’i gözden kaçırmamak için koşarak geçer. Safa ve Merve arasında gidip gelirken Hacer Annemizin o çırpınışını yaşamaya çalışıyor insanlar.

İlk birkaç say’ı âdeti üzere yaptım. Ancak bir say günü vardı ki ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Mükemmel bir say olduğuna inanıyorum. O günkü sayımın sanırım 3. şaftında idi. Dualarımı ederken ta ileride bir bayanın erkekler gibi koştuğunu gördüm. Panik halinde ve sağa sola bakınıyordu. Büyük bir ihtimalle birini arıyordu. O anda ister istemez dudaklarımdan bir takım sözcükler dökülmeye başladı.

Safada her Hacı Hacer her cocuk İsmail
“ Hacer annem koşuyor / İsmail yukarıdan bakıyor / Hacer “Allah kafi” diyor / İbrahim’e el sallıyor / Hak la ilahe illallah / Bak İsmail ağlıyor / Hacer annem koşuyor / Halil İbrahim gidiyor / Size Allah kafi diyor / Hacer anne koşuyor / Hak la ilahe illallah / Ağlama İsmail ağlama / Hacer annemi dağlama / Allah size verecek / Gönülleri coşturacak / Hak la ilahe illallah” diye söylenmeye başlamamla gözlerimden yaşların boşanması bir oldu.

Merve’den Safa’ya gözyaşları içinde geldim. Geldim ama nasıl geldiğimi bilemedim. Hep Hacer annem gözümün önünde idi. Bizler bugün bembeyaz mermerler üzerinde, tertemiz, toz bile bulamayacağınız yolda koşuyorduk. O ise iki tepe arasında, kuru bir toprak üzerinde, güneşin altında, ayaklarına taş ve kuru dikenler bata bata koşuyordu. Onu düşünmeden buradan koşmak inanın gafillikten başka bir şey değil.

Bu duygularımı bir başka sayımda da hissetmiştim.

Ve 7 şaftın sonunda sayımızı tamamladık.

Safa ve Merve arasında yürüyen insanlar arasında sizi daha bir coşturacak küçük, küçücük hacıları gördüğünde içiniz coşuyor adeta. Bu küçük hacılar küçücük ayaklarıyla koşmaya çabalarken bazıları oyunbozanlık yaparak baba ya da annelerinin kucaklarından inmek istemiyorlar. Her biri apayrı güzel bu küçük hacılar insanı umutlandırıyor.  Gençler burada da çok sayıda görünüyor. Genç Türk hacılar bir hayli fazla. İnanıyorum ki artık Türkiye’de de genç hacılara rastlayacağımıza ve ihtiyarların artık azalacağına, insanımızın genç olarak bu mübarek beldeye gelip ibadetlerini ve farz olan haclarını yapacaklarına inanıyorum. Hacılarımız gençleşiyor diye çok muyluyum.
Merve' de Dua
Safa tepesinden yaklaşık 400 metre ilerideki Merve tepesine ulaştığınızda içinizi garip bir sevinç kaplıyor. Hani bir dağcının zirveye vardığında hissettiği gibi bir duygu bu… Ve sizinle birlikte bu tepeye varmanın güzelliğini yaşayan onlarca Allahu Teâlâ’nın misafiri. Kimi Kâbe’ye dönerek duasını yapıyor, kimi yorgun düşmüş halde bir nebzelik dinleneyim diye Merve’nin zirvesinde, üzeri bir madde ile kaplanmış taşları üzerine oturuyor, kimi bu taşlarda duasını okuyor ve bir kısmı umresini bitirmenin son şeklini yerine getirmek için duvar kenarlarında saçlarını kesiyor.  

Bir grup toplu halde dua ediyor. İşte bu ulviyeti bozan, zikirle meşgul birçok kişiyi de rahatsız eder boyutta dikkatini çekiyor.  Genellikle bu tür gruplar ya Türkler veya İranlılar oluyor. Tamam güzel ibadet ediyorsunuz da bunu daha sessiz halledemez misiniz? Hele bir gün genç bir grup vardı. Önceki yazılarımda bunu belirtmiştim. Özel bir şirketle gelmiş hepsi genç bir Türk grubu beni resmen utandırmıştı. Sanki o gençler okuma yazma bilmiyorlardı da başlarında buluna genç rehber dua ediyor, onlarda tekrar ediyorlardı. Çok yadırgamıştım.


Safa ve Merve arası genişletilmiş
Merve’de sayınızı bitirdiğinizde traş olmak için kenara çekildiğinizde bir başka güzellik yaşayabiliyorsunuz.  Duvar kenarlarında bulunan varillerin kenarında sizin gibi umresini bitirmiş olan güzel insanlar birbirini traş etmek için adeta yarış ediyorlar. Ve hep aynı temenni dudaklardan dökülüyor. Allah umrenizi mübarek etsin.

Kaç kez Merve tepesine geldim, traş oldum bilemiyorum ama umremi bitirdikten sonra yol boyu konulmuş zemzem musluklarında abdest almanın da keyfine diyecek yok. Bunu tavsiye ederim. Zemzemle abdest alın. Cennetten gelen bu suyla vücudunuzu yıkayın. Ola ki dünyada bunu nasip eden rabbim ahrette de günahlarımızı temizler. ( inşallah )

Merve tepesinin az ilerisinde kutsal bir yer var ki bundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Merve’nin hemen yanı başında bulunan devasa kapıdan çıkın. Geçen yıla kadar kenarında berber dükkânlarının bulunduğu, bu yıl mermerlerle kaplı olan alanı göreceksiniz. İşte o alanda efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselamın Hazreti Hatice Annemizle 23 yıl evli olarak kaldığı, birlikte yaşadığı evin tem üzerinde bulunacaksınız. Malını mülkünü İslamiyet için harcayan o mübarek insan hazreti Hatice annemize ve efendisi ve efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam dua etmelisiniz.  O cömertlerin en cömerdi Hazreti Hatice annemize ne kadar dua etsek azdır. Allahu Teâlâ’nın o ve diğer tüm sahabelerden sonsuz şekilde razı olmasını dilerim.


Blogger tarafından desteklenmektedir.