Header Ads

erolkara.net"/

Medine-i Münevvere Turundayız - 1

30.06.2011 Medine Turu

Bugün Medine’de kutsal yerleri gezmek üzere kafilece hazırlandık.  Sırasıyla Uhud – Kıbleteyn – Yedi Mescidler gezilecekti.

UHUD meydanındayız .. Medine’nin 5 km. kuzeyinde yer alan Peygamberin “Uhud bizi sever biz de  kendisini severiz” diye buyurduğu  Uhud dağındayız . Hızla ve heyecanla Okçular tepesine çıkıyoruz, Kafile Başkanımız burayı anlatıyor.
“Müşriklerin gelişini, Resulüllahın elli okçuyu

stratejik noktaya yerleştirmesi ve “yensek de yenilsek de size haber göndermedikçe asla yerlerinizden ayrılmayın” yönünde emrini ve komutanlarının ısrarına rağmen çoğunun ganimeti toplama düşüncesiyle mevzilerini terk etmelerini anlatıyor. Halit bin Velid’in manevrası ve Müslümanların iki ateş arasında kalması, Ebu Dücane’nın Resulüllah’ın kendisine verdiği kılıcın hakkını vermesini, Mus’ab’ın İslam sancağını taşımasını, Kureyş sancağının kendi akrabalarının elinde oluşu, evlenen ancak yıkanmaya vakit bulamayan Hanzele’nin melekler tarafından yıkanmasını anlatıyor. Üzerinde yirmi mızrak yarası olan Vahb’i, düşman tarafından atılan taşın Resulüllah’ın dudağını yarması ve dişinin kırılması ve “Bilin ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır” deyişi, İbn Kamia’nın Resulüllah’a saldırısı ve miğferinin mübarek yüzüne saplanması ve “Muhammed öldürüldü!” diye bağırmasını anlatıyor. Ebu Ubeyde’nin metal parçalarını dişleriyle çıkarmasını anlatıyor.
Malik ibn Sinan’ın Resulüllah’ın yarasındaki kanı emmesi ve Resulüllah’ın kanının kanına karışması, savaş isteği kalmayan arkadaşlarına “niye burada oturuyorsunuz?” onların “Allah’ın Resulü öldürülmüş” demeleri “peki o öldürüldükten sonra yaşayıp ta ne yapacaksınız? Kalkın ve onun gibi ölün. Cennetin kokusunu Uhud’un öbür tarafından alıyorum” diyerek savaşın en yoğun olduğu yere ilerleyen ve aldığı seksenden fazla yara nedeniyle kız kardeşinin parmaklarından tanıdığı Enes’i anlatıyor. Hazreçli Nesibe’nin kılıcını çekmiş halde Resulüllah’ın arkasında beklemesi, su kabını dolduran Enesin annesi Süleym, kılıçlarını çekip orduya katılan Müzeyne’li iki kadını,   Ka’b ibn Malik’in Resulüllah’ı gözlerinin parlaklığında tanıması ve “Ey Müslümanlar gözünüz aydın! bu Allah’ın Resulü” diye bağırması haberinin ağızdan ağıza yayılması, sevincin büyüklüğü karşısında adeta yenilginin zafere dönüşmesi, Hind’ın kışkırtmasıyla Vahşi’ın mızrakla Hz. Hamza’yı şehit etmesi ve karnını yararak ciğerlerini çıkarması, Hind’in burnunu ve kulaklarını kesmesi, yetmiş şehit içinde Hz. Hamza ile birlikte şehit oldukları yerde defnedilen yiğitleri anlayacağımız şekilde anlatıyor ve bizler de o anı gözlerimizde canlandırmaya çalışıyoruz.
Ve sonra Hz. Hamza ve diğer şehit sahabelerin ( Allahu Teâlâ hepsinden razı olsun ) uyuduğu ve etrafı korkulukla çevrilen kabrin yanına gittik. Dudaklarımızda dualar ve âminlerle kimimiz gözyaşları içerisinde bir süre orayı seyrettik. Şehidliğin önüne yakın yerde ve Okçular tepesinin eteğini sarmış hurmasından tesbihine, eşarbından entarisine oyuncaktan ev eşyasına tezgah açmış satıcıların bağırtıları eşliğinde otobüslere binerek yolumuza devam ediyoruz.

KIBLETEYN MESCİDİ
Kıbleteyn (iki kıbleli mescit ) mescidine geçiyoruz. Rasulullah aleyhisselamın kıble özleminin son bulduğu yerdeyiz. İki rekat mescit namazı kılıyoruz. Çevresi diğer yerler gibi satıcılarla dolu.

HENDEK
Hendek savaşının bölgesine gidiyoruz. Resullulah Aleyhisselam ve sahabenin ( Rabbim hepsinden razı olsun ) karınlarına taş bağladığı , günlerce Mekke’li Müşriklerin Medine’ye girmesini önlemek için 5 km uzunlukta kazılan hendeklerin bulunduğu alandayız Hendeklerin kazma fikrini ortaya koyan kıymetli sahabe Selmani Farisi’yi kafile başkanımızdan dinliyoruz.Burada yedi yere küçük birer mescit yapılmıştır. Bu mescitlerin bir kısmı yok.
SUUD bir kaçını yıkarak yerine yeni ve büyük bir mescit yapmış. Bizim kafile mensupları 2 rekat nafile namaz kılmak için buraya girerken ben çocuğumu alıp yıllar öncesinden yapılmış diğer mescitlere yöneliyoruz.
İranlılar burada da yoğun kalabalık halinde içeriye girmeye çalışıyorlar. Vaktimiz olmadığından giremeden geriye dönüyoruz.  Otobüslere binerek Kuba Mescidine doğru yola çıkıyoruz .


KUBA MESCİDİ  İki rekât namaz kılan bir umre yapmış gibi olur denilen ve ilk gün takva üzere kurulduğu belirtilen Küba mescidine gidiyoruz. Burada da diğer yerlerde olduğu gibi iki rekât mescit namazlarımızı kılıp otelimize dönüyoruz.


Blogger tarafından desteklenmektedir.