Header Ads

erolkara.net"/

Umre yolundayız artık...

Ve beklenen gün 15 Haziran 2011 geldi. Gece saat 03.30 da Yeşilköy Atatürk havaalanında olma heyecanı bir önceki günün sabahından itibaren bizleri heyecanlandırmaya başlamıştı. Son hazırlıklar , eşe dosta veda etmeler gün boyu heyecanımızı artırmıştı. hatim yaptıklarını söyleyenler, selam gönderenler, dua isteyenler giderek artıyordu. Akşam biraz uyumak istesekte imkan yoktu. Misafirler ve yolculuk heyecanı uykuyu unutturmuştu.

Saatler gece 02.30 u gösterdiğinde evde bekleyeceğimize havaalanında bekleyelim düşüncesi ile arabalara binmiştik. Küçük konvoy halinde yola çıkmadan önce evimizde 2 rekat yolculuk namazı kıldık. Yolculukta rabbimize sığındık. Genelde söylenen "Bismillah! Allahım! Sen seferde arkadaşım, ailemde vekilimsin. Allahım, bize arzı dür, seferi kolaylaştır. Allahım, yolun meşakkatlerinden, üzüntülü dönüşten, mal ve ailede vuküa gelecek kötü manzaralardan sana sığınıyorum" diyerek duamızı yaptık. Geride kalanları önce Allahu Teala'ya daha sonra dostlarımıza emanet ederek evden çıktık.

Gecenin karanlığı bize gündüz kadar parlak gelmişti. Tem yolundan giderken çalan telefonumda grup hocamız Arif Küçükbenli vardı. Yola çıkıp çıkmadığımızı sordu. Yolda olduğumuzu belirtince havaalanında buluşacağımız yeri söyledi. Bu ilgi bizi umutlandırmıştı. Hocamızın yolculuğun daha ilk dakikalarında bizi araması bizi memnun etmişti. Güzel bir yolculuk olacağını hissetmiştim. Çünkü daha önce gittiğim iki yolculukta bu tür bir ilgiyi görmemiştik. İnşaallah umduğumuz gibi olur dileklerimiz içimizden geçti. 

Yarım saat içerisinde havaalanına girdik. Kontrollerden geçerek kafilenin toplandığı noktaya doğru ilerledik. Az ileride grup hocamızı gördük. Yanına yaklaşarak geldiğimizi belirttik. Bize umre süresince kullanacağımız umre kimlik kartlarımızı, pasaportlarımızı, uçak biletlerini verdi. Biletlerde uçağımızın Atlas jet firmasına ait olduğunu gördüğümde şaşırmıştım. Doğrusu THY bekliyordum.

Valizleri teslim etmek üzere beklemeye başladık. Kalabalık gidrek artıyordu. gece yarısını geçmesine rağmen alan yoğun bir insan kalabalığı ile doluydu.

Bu arada beklerken ihramları giyip giymeyeceğimiz konusunu grup hocamıza sordum. kafile başkanının pasaport kontrolünden sonra giyinmemizi belirttiğini söyledi. İlk önce Mekke'ye gideceğimizden ihramların Atatürk Havaaalanından giyilmesi gerekiyordu. Az sonra yapılan duyuru ile valizlerimizi Atlas Jet kontuarına teslim etmek üzere gösterilen bölümlere gittik. Yaklaşık 50 dakikada valizlerimizi teslim ettik. Koltuk numaralarımızı aldık. Ve ardından pasaport kontrolü için diğer bölüme geçtik. bazı yolcuların ihramlarını giydiği de dikkatimizden kaçmamıştı. Bu arada sabah ezanı da okunuyordu. Aslında bu ihram giyenler yerinde karar vermişlerdi. Zira pasaport kontrolünden sonra uçağa geçişler olacağından bu kısa zamanda ihramları giymek, ihram namazı kılmak ve sabah namazını da eda etmek zor olacaktı, bizim için. Ancak emir o şekilde verilmişti. İhramlar pasaport kontolünden sonra giyilecekti.

Pasaport kontrolü valizleri teslim etme süremizden çok kısa zamanda tamamlandı. Sevdiklerimize, dostlarımza bir kez daha veda ederken iç bölüme geçtik.
İhramları giymek için uygun bir yer sorduğumuzda bir alt katta bulunan mescide yönlendirildik. Mescid ihram giyenlerle dolu idi. Daha önce deneyimli olduğumuzdan kolaylık ihramımı giydim. Tam ihram namazına durmuştum ki " sayın yolcular uçak kalkmak üzere, acele ediniz" sesi ortalığa yayıldı. Giyemeyenler, namazdakiler telaş içinde kaldı. Alelacele giyinmeler, telaşlı namazlar ortaya iyi olmayan bir görüntü veriyordu. Koşuşan güüvenlik elemanları yolcuların bir an önce uçağa yetişmelerini istiyordu. ( Öneri - Mekke'ye gidecek umre-hac yolcuları vakit varsa bavulları teslim etmeden önce daha büyük -geniş ve abdest alma yeri daha iyi olan ilk bölümde ihramları giyer ve namazalarını kılarsa daha iyi olur. İç bölümde mescidin uzaklığı, ufak olması vaktin kalmama ihtimali sıkıntı vermektedir )
İhram namazını kılarak asansöre geçtim. Bir üst kata çıkarak uçağa binmek üzere ilerledim.
Az sonra uçaktaydım. Atlas jetin uçağı eski bir modeldi. bayan görevliler herkese oturacağı yeri gösteriyordu. Bazı yolcular gösterilen yerlere oturmamakta direniyordu, zira eşiyle yola çıkanlar koltuklarda ayrı ayrı oturmak zorunda kalıyordu. Bu da küçük çaplı bir tartışmaya neden oldu. Bayan umreci hiç tanımadığı bir erkek umrecinin yanına, eşi ise bir başka koltuğa oturmak zorunda kalmıştı. Kötü bir yerleşim tepkisi uçakta oluşmuştu.
Bu hata kesinlikle Atlasjetin çalışanların hatası idi. Kimseye birlikte gideceği kişinin olup olmadığını sormadan rastgele koltuk numaralarını vermişti. Yanında refakatçisi olan yaşlılar, aileler uçakta farklı yerlerde oturmak zorunda bırakılmıştı. ( Dikkat edilmesi gereken birlikte yola çıkan kişilerin yanyana oturtulmaları, bayan umrecilerin yanına erkeklerin , erkek umrecinin yanına bayan verilmemesine özen gösterilmelidir)

KK830 sefer sayılı uçak 10 dakikalık bir gecikmeyle 05.50 de kalktı. Dudaklarda besmeleler, dualar... İki yolcunun ihram giymedikleri görülüyordu. Görevli hocalar bu kişilere uyarıda bulundularsa da bu kişiler "nerede giyeceğimizi biliyoruz" diyerek hoş olmayan tepkiyi gösterdiler.

Uçak havaalanıp kemerler serbest bırakılınca arapça yolculuk duası uçağın anansundan Mekkeli bir imam tarafından kayda alınmış bir görüntü ile yapıldı. Daha sonra kafile başkanı ihram niyetini yaptırdı. Hep bir ağızdan söylenen "lebbeyk Allahümme lebbeyk" nidaları uçağın içini doldurdu.

İhram yasakları başlamıştı. Yolculuk dualar ve zikirlerin yanı sıra kişilerin gündemine göre değişen sohbetlere , tanışmalara sahne alarak başladı.

Kaptanın hoşgeldiniz konuşmasının takiben servisler başladı. Ana yemek omlet olan kahvaltı servisi bir çok yolcunun hoşuna gitmedi. Saatlerce yemek fırsatı bulamamış insanlar verilen kahvaltıyı içlerine sinmeden yediler. Kahvaltı paketi ile birlikte verilen yarım bardak çay, meyve suyu, su, kahve ise cimriliğin resmi olarak yolcular arasında komik esprilere neden oldu. Bunun yanı sıra bir çok kişi ihram yasaklarına rağmen kahvaltı paketinde bulunan kolonyalı mendille elllerini ve ağzıları sildiğinden ihram cezasına da muhatap oldu. ( Hac yolunda hizmet veren uçak firmaları ihram giymiş, ihram yasaklarına sahip yolcularına kokulu mendil, kolonya, sabun, esans vs gibi maddeleri vermemelidir. Atlas Jetin aylar öncesinden Arabistana yolcu taşıyacağı medyada yer almış, ancak şirketin hacı/umreci yolcusu taşmaktan uzak hizmet verdiği ta baştan belli oluyordu ) Kokulu - kolonyalı mendille ellerini - ağızlarını silenler bunun yasak olduğunu bilmediklerinden ceza da ödemediler. Zira hiç kimse bu konuda uyarıda bulunmadı. Bu konuda Allahu Tealanın merhameti büyüktür diyelim ve buna sebep olanların yol açtığı bu günahın cezası inşaallah olmamıştır. ( İhram yasakları cezası ile ilgili geniş bilgi için tıklayınız http://hac.erolkara.net/ceza.htm )

Uçakta yapılan servislerde içeceklerin yarım bardakla sınırılandırılması , hosteslerin ağır ve isteksiz davranması, kahvaltı sonrası çöplerin geç toplanması , ilk yardım bilgilerinin hosteslerle değilde tek bir ekrandan verilmesi göze batan olumsuzluklardı. Ayrıca 313 kişilik kafileye yapılan hizmet yetersiz idi. Hostesler isteklere cevap vermekte zorlandığından ortalıkta görünmemeye çalıştılar. Atlas jetin uçağıda eski bir model olası da göze battı. Sık uçak yolculuğunda bulunanlar THY 'yi mumla aradılar.

Ve nihayet 313 kişilik kafilemizle Cidde havaalanındayız. Saatler 10:15 i göstermekte.

Cennet’e, Sevgiliye, Allah’ın misafirliğine, huzuruna, Allah’ın evine yolculuk başlıyordu artık...
Blogger tarafından desteklenmektedir.