Paylaşmak Serbest

Mescidi Harem'deyiz. İlk umremizi Yapıyoruz


15 Haziran 2011 Saat 19:00 

Babu-l Abdülaziz, Harem'in 1 nolu kapısı. Harem'in 99 kapısından biri.  
Mescidi Harem’in dışından görülmeyen Muazzam Kâbe’ye bir an önce ulaşmanın heyecanı ile yürüyoruz. Yol kenarında bulunan zemzem varillerinden çocuklarıma içmelerini öneriyorum. Ve onlara “Kâbe’yi ilk görüldüğünde edilen dua kabul olur. Bu yüzden dualarınızı hazırlayın. Beytullah’ı görür görmez duanızı edin” diye tembihliyorum. Hatta abartısız “gözlerinizi ya kapatın ya da yere bakarak yürüyün” diyorum 
Önce gözlerini kapatıyor ardından yere bakarak yürümeye çalışıyorlar. Ve İşte Muhteşem Kâbe… Karşımızda. “Dualar hazırsa, bakın” diyorum. Çocuklarım günlerce ezberledikleri duayı söyleyecekken Kâbe’nin muntazam güzelliği karşısında susuveriyorlar. Gözleriyle tavaf eden kalabalığa, Kâbe’nin güzelliğine âşık olurcasına bakıyorlar. “Dualar” diyorum. Dualar dudaklardan dökülüyor. Her biri bir inci tanesi gibi yol oluyor Beytullah’a ve oradan da Âlemlerin ve Beyt’in sahibi Allah’a…

İhramlı iken tavaf yapmak ve ardından Say yürüyüşlerini tamamlamak, sonra saçımızdan biraz kesmek, umre dualarımızı yapmak ve ihramdan çıkabilmek amacıyla alana doğru ilk umremizi yapmak için ağır adımlarla ve heyecanla yürüyoruz.

Akşam olmak üzere… Ezan okunan kadar Kâbe etrafındaki görevimizi yapmayı düşünüyoruz. Hacerül Esved’in bulunduğu köşeye gelmeden önce hep beraber niyetimizi yapıyoruz. “Allah’ım, umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu bana kabul eyle, benden kabul buyur” diyoruz. Ve tavafa başlıyoruz. ( Tavaf hakkında detaylı bilgi için tıklayınız http://hac.erolkara.net/tavaf.htm )

Tavaf sonrası akşam namazı kılabilmek için kendimize uygun bir yer arıyoruz. O an özlediğimiz ses akşam ezanını okumaya başlıyor. İnanın yüreklerimize kadar işliyor. Akşam ezanının okunmasıyla dualar, kendi mezhebi doğrultusunda namaz kılmaya başlayanlarda çoğalıyor. Birçok insan ellerinde kamera, cep telefonu, fotoğraf makinesiyle rahatça resim çekmeye çalışıyor. 2006 da geldiğimizde yasak olan resim çekmeler şimdi müdahale edilmeden çekiliyor. Demek ki Suud yönetimi bu teknolojiye yenik düşmüş diyorum. Ancak olması gerekende buydu.

Kametin ardından akşam namazını kılmaya başlıyoruz. Namaz sonrası zemzemlerin olduğu yere geçiyorum. Üç dört bardak doldurarak çocuklarıma getiriyorum. Hem onlar hem ben soğuk zemzemi üç yudumda Kâbe’ye karşı içerken dualarımızı da yapıyoruz. Ve tavaf namazımızı kılıyoruz.
Şimdi sıra Say vazifemizi yapmakta… Say alanına doğru ilerliyoruz. Say alanı çok genişlemiş, üç kata çıkartılmış. Safa tepesine doğru yürüdüğümde şaşırıyorum. Koskocaman bir camekânla Safa tepesinin orijinal kısmını kapatmışlar. Artık buradaki taşlara basmanın ya da tepenin üstüne çıkarak yorgunluk gidermenin imkânı kalmadığını görüyoruz. Buradan Kâbe’ye Hacerül Esved’e dönerek niyetimizi ve duamızı yapıyoruz. Ve Hacer olmak için, İsmail olmak için Safa ve Merve arasında yapacağımız sayımıza 4 gidiş ve 3 geliş için başlıyoruz. ( Say hakkında detaylı bilgi için tıklayınız http://hac.erolkara.net/say.htm )

Merve tepesine vardığımızda buraya henüz camekanın konulmamış olduğunu görünce sevindim. Halen orijinal olarak bırakılan yere yürüdük. Üzerine çıkarak hem biraz mola vermiş hem de duamızı etmiş olduk.

Sayın şavtları bitince Merve tepesinde bir kenara çekilerek ihramdan çıkmış kişilere rica ederek saçımızı kesmenizi işaret diliyle rica ettik. Bu isteğimize güler yüzle karşılık veren kişi dilimizi bilmeyen ancak bizim “kardeşimizi” olan bir başka ülkenin umrecisi idi. Burada hangi dil, renk ve ülke insanı olursak olalım Müslüman olmanın, kardeş olmanın, aynı Peygambere tabii olmanın mutluluğunu da yaşıyorduk.

Bu arada Yatsı ezanı da okunmaya başlamıştı. Kâbe alanına doğru giderek namaz kılmak için yer aramaya başladık. Bayanlar bayanların olduğu yöne ben de erkeklerin olduğu alana namaz sonrası yeşil ışık altında buluşmak üzere ayrıldık.

Yatsı namazı için getirilen kametin ardından namaza başladık. Tüm vakitlerde olduğu gibi cenaze namazını da kıldık. Sünnetlerimizi ve vitir vaciplerimizi tamamlayarak, çocuklarımla bir araya gelerek biraz da oturarak Kâbe’yi izlemedik. Kâbe’yi izlemenin dahi ibadet olduğunu düşünerek gözlerimizi ondan ayırmadık.

Yorgunluk ve tatlı bir uyku gözlerimize çökerken otele doğru yola çıktık.

Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest