Header Ads

erolkara.net"/

Gençlik umrede ... Çocuklar bile

Son zamanlarda beni hakikaten çok sevindiren gelişmelerden biri de gençlerimizin çokluğu oldu. Gençlerimizde bir Umre merakı oluşmuş, gençlerimizi ve hatta küçük çocukları, bebeleri akın akın Umre’de görüyoruz.

Gençler ve cocuklar hayatların en güzel yıllarında Beytullah’ı görüyorlar, Allah’ın evini ziyaret ediyorlar. Resullulah’aleyhisselamının huzurundalar. Ellerinde Kuranı kerim ya da dua kitapları dolaşıyor. Birçoğuna soruyorum. Nerdeler, nerdeler diye. Bülbül gibi şakıyorlar. Bilinçli, kültürlü genç umrecimiz bize guru veriyor. Mutlulukları gözlerinden, yüzlerinden belli oluyor. 
Allah-u Teala çocuklarıma da bu yıl ilk Umrelerini nasip etti. Onlar da Kabe’yle tanıştı ve Allah Rasul’unu Medine’de ziyaret etti. Bu bana büyük bir keyif vermişti.
Burada söylemek istediğim önemli husus şudur. İnsanın genç yaşta kutsal toprakları görmesidir. Hayattaki önemli şeyler tehir etmeye gelmez. İşte bunlardan biri de hiç kuşkusuz Hac ve Umre’dir. Gençler oraları görmelidir. Bir an evvel hayatlarında kutsal toprakları görmeleri gerekir. Genç yaşta Kâbe’yle tanışan bir genç muhakkak onun etkisin altında kalacaktır, oralardan etkilenip, payını ve ibretini alacaktır. Orada ki teneffüs ettikleri hava, ciğerlerinin içine, ta dibine öyle bir sinecektir ki, o nefesler ciğerlerinin duvarlarına yapışıp, yerleşecektir. Ve almış oldukları o nefeslerini, dönüşlerinde ülkelerine taşıyacaklardır. Oradaki biriktirdikleri “imani” tecrübeler, o körpecik yavrularımızın imanlarına iman katacaktır. Ben bütün genç
lere Umre’ye gitmelerini tavsiye ediyorum. Ve biihassa velilere bir ricada ve öneride bulunmak istiyorum. İmkânı olan her anne baba çocuğuna bir iyilik yapmak istiyorsa, onu bir an evvel Umre’ye göndersin. Evladına bir Umre seyahati (bir armağan veya ödüllendirme olarak) yapma imkânını sağlasın.
Eminim her genç oraları gördükten sonra, kendisini suale çekecektir, hayatındaki eksiklerini gözden geçirip, ona göre giderecektir. İnsanoğlu istedikten sonra, Allah-u Teala ona kapılarını açıyor, efendim ve ona o kadar çok imkan veriyor ki, Yeter ki insan o merciye başvursun, başvurmasını bilsin…
Beytullah sizi bekliyor gençler! Allah Rasul’u sizi bekliyor. Onları daha fazla bekletmeyin! Hayatınızdaki önemli şeyleri bile bile tehir etmeyin! Günden güne atmayın! Gençlik yılları çok çabuk geçen yıllardır. Fakat aynı zamanda en önemli ve en verimli yıllardır. Bu yüzden insan gençlik yıllarını değerlendirip, ona göre doldurması lazım. Ömür çok kısa. Aldığımız her nefesle beraber hayatımızı tüketiyoruz ve ne kadar nefesimizin kaldığını bilmediğimiz için, tedbirimizi alalım. Yoksa mahşer günü Allah’ın gölgesinde ve himayesinde olan yedi zümreden biri olmak istemiyor musunuz?

Çocukların varlığı bu denli güzel. Bu madalyonun güzel tarafı, bir de madalyonun öteki yüzüne bakmak istiyoruz.

Çocuklarıyla bilhassa yaşları 3–12 arası olan çocuklarıyla gelenlerin unutmaması gereken bir durum bulunmaktadır. Onlarda çocuklarına biraz daha sahip olmalarıdır. Biraz daha disipline eder vaziyette bulunmalarıdır.  Zira “çocuktur “deseniz bile “hoşgörü” deseniz bile insanın, hele ki şeytanın günaha girmesi için türlü oyunlara girdiği bu kutsal beldelerde zaman zaman çocuklardan dolayı umreci/hacı sabretmenin son demlerini yaşamaktadır.

Gün boyu ziyaretlerde bulunmuş, tavaf yapmış, dışarılarda gezmiş, ibadet etmek için saatlerini mescitte geçirmiş biri otele dinlenmek için döner. Ancak gecenin bir yarısı ya da bunun tersi gece ibadetini yapmış ve otele dinlenmek için gelmiş ziyaretçi günün orta yerinde bas bas bağıran, tepişen, koşuşan, gürültü çıkartan çocuk / çocuklara ne kadar tahammül eder.
Gece yarıları anne babasıyla mescitten gelen aile çocuklarına sahip olmadığı için odasından dışarı fırlayan yaşlı bir bayan hacının tepkisine neden olmuştu.  Bayan hacıda bağırmaya başlayınca, karşılıklı söylemler diğerlerinin “ne oluyor” demeleriyle koridorlarda neredeyse kavga boyutuna erecekti.

Gençlerin ve çocukların gelmesi çok iyi. Ama anne babalar bu çocuklara sahip olmalı, otelde bulunduklarını, başkalarının istirahat etme hakkını gasp etmemeleri lazım olduğunu bilmelidir. Bu konuda kafile başkanlarına çok iş düşüyor.

Blogger tarafından desteklenmektedir.