Header Ads

erolkara.net"/

Yolculuk öncesi toplantımız

11 Haziran  2011 günü umre yolculuğumuz öncesi ilk toplantımız için Beyazıt Camiinin önünde idik. Ta küçüklüğümden beri beni bambaşka duygular içerisinde bırakan bu selâtin cami benim için çok farklı bir anlam taşımaktaydı.

Bilenleriniz bilir, bu camiinin yapımını emreden Sultan 2. Beyazıt Han hazretleri ( Allah ondan razı olsun ) aynı zamanda bir veli padişah idi. Evliya Çelebi’nin anlatımına göre caminin kıble yerini tayin edemeyen mimar, Sultan Beyazıt’a “Mihrabı ne tarafa koyalım” diye sorar. O da “Şu ayağıma bas!” der. Mimar basıncı Kâbeyi görür. İşte İstanbul’da bu rivayet üzerine bakarsak mihrabı kıble yönüne en doğru mihrap buradadır. Hatta son yolarlın modası kıblatora bakarsanız bu camiinin kıble yönünün fazla şaşmadığını da göreceksiniz.
BEYAZIT CAMİİ

Meydanında sayısız güvercinlerin bulunduğu Beyazıt camiindeki bu güvercin bolluğu da efsaneye göre caminin bittiği sıralarda II. Beyazıt fakir bir kadından aldığı bir çift güvercini buraya hediye eder. Bugün meydana hayatiyet katan, ona dostluklarını sunan güvercinlerin nesli bu iki güvercinden gelse gerek diye düşünmemek elde değil.

Bir başka anekdot ise, Beyazıt camii bir ikindi vakti açılacaktır, II. Beyazıt en önlerdedir, camii avlusunda mahşer kalabalığı vardır. Beyazıd sorar "Aranızda hiç ikindi namazını kaçırmamış olan var mı, O buyursun" Cemaat birbirlerine bakar ve hiç ses çıkmaz. Beyazıd en öne geçer ve "Allah'a hamdolsun ki hiçbir ikindi namazını kaçırmadım "der ve namazı o kıldırır.

Beyazıt Camii, adını aldığı II. Beyazıt tarafından 1501 – 1505 yılları arasında yaptırılmış. Mimarının bazı yazarlarca Hayreddin olduğu ileri sürülmüşse de caminin asıl mimarı olarak Yakub Şah bin Sultan Şah kabul edilmektedir

Kurra hafızlarının reisi, başı, en büyüğü. İtibarî bir makam sahibi olan Merhum Abdurrahman Gürses hoca efendinin imametliğini yaptığı mihrabın önüne geçerek oturdum. Abdurrahman Gürses hocaefendi 1944 yılından 1979 yılına kadar burada tam 35 yıl görev yapmıştır.

Öğle ezanı vaktine kadar olan süre içerisinde tesbihat çekerek beklemeye başladım. Çevremde cemaat giderek çoğalırken birçoğunun umre toplantısı için gelenler olduğunu anladım. Kimseyi tanımıyordum. Dış ezana icabet ederek ezan duasının arkasından müezzinin nidasıyla öğle namazının ilk sünnetini kıldım. İç ezan, yani kamet getirilirken cübbeli bir görevlinin minberin arkasından mihraba doğru ilerlediğini gördüğümde bu kişinin halen görev yapan Beyazıt camii imamına benzemediğini fark ettim. Büyük bir ihtimalle misafir imamdır diye içimden geçirirken umre kafile başkanı olacağı yönünde bir tahminde de bulunmadım değil.

KAFİLE BAŞKANI İLHAN AKÇA VE GRUP HOCALARI
Namazlar bitti, kısa bir aşır okunduktan sonra “umre toplantısı için gelenler mihraba doğru yaklaşsınlar” anonsu imam tarafından yapıldı. Arkalarda bulunan bayanların da ön tarafa yaklaşmaları beklendi. Bir hayli kalabalık vardı ve bayanlar neredeyse erkekler kadar çok idi.

Umre ve hacca genellikle yaşlılar gider düşüncesi burada da kendisini göstermişti. Gençler parmakla sayılacak kadar az görünüyordu. Tabii tüm umreye gidenler burada toplananlar değildi, sanırım. Yola çıkınca göreceğiz.
Euzu ve besmelenin ardından az önce öğle namazını kıldıran görevli konuşmaya başladı. O konuşmaya başlarken yanına görevli olduklarından hallerinden belli 2-3 kişi daha oturmuştu. Bunlardan birinin bizim grup hocamız olduğunu anlamıştım. Görevli kişi , umrenin faziletinden, kıymetinden, hazırlıklardan, nasıl gideceğimizden, neler yapacağımızdan, nelere dikkat etmemiz gerektiğine kadar daha önceden aldığı notlar üzerinden bilgilendirmeye başladı.
BİR UMRECİ HEDİYE ÇANTALARLA

Toplantının en fala karıştığı nokta ilk önce döneceğimiz tarihin açıklanmasından kaynaklandı. Tabii bu tarihin verilmesi başta kimseyi ilgilendirmemişti. Gönüller bir an önce gitmenin heyecanı içerisinde “ne zaman gidiyormuşuz’a” döndü. Birçok kişi söylenen tarih ve saati gidiş tarihi sandıklarından panikleme oldu. Ve ardından görevlinin gidiş tarihini açıklamasıyla yolcuların bir kısmı rahatlamıştı. Amcak bu kez de gün problemi oluştu. Aslında çok basit idi. Yolculuğumuz 15 Haziran 2011 Çarşamba günü 05.40 ‘da kalkacak uçakla başlayacaktı ama bilhassa yaşlılar bunun Salı gecesi mi Çarşamba gecesi mi olduğu konusunda tereddütler yaşamaya başladı. Bu tartışma camide uğultulara sebep olunca kafile başkanı olduğunu henüz açıklamamış görevlinin “ haydi biraz kendi aranızda tefekkür ediniz” sözüyle kahkahalara da neden olmuştu.

Kadınlar kendi aralarında erkekler kendi aralarında gidiş zamanının doğrusunu ararken görevliye cemaatten biri “ hocam kendinizi tanıtır mısınız” uyarısında bulundu. “En son kendimi tanıtacağım” diye cevapladı.

Ve görevlimiz sohbetini umre konusunda bilgiler vermeye, umrecilere her konuda yardımcı olacaklarına dair sözlerle sürdürdü. “Bir diyeceği olan var mı” sorusuna kimse cevap vermeyince “inşallah 15 Haziran salıyı çarşambaya bağlayan gece en geç saat 03.40’da Atatürk havaalanında buluşuyoruz” diyerek yerinden kalktı.

Yanında bulunan diğer görevliler de ayağa kalktığında yolculardan biri” hocam benim grup hocam kim” diye sordu.  O an yanındakiler ellerindeki listeden isimlerini okuduklarının yanına gelmelerini söylediler. Ve bu arada sohbeti veren ve kafile başkanı olduğu artık belli olan görevlinin kim olduğu da öğrenildi.

“Adım İlhan Akça,  kafile başkanıyım” Bu arada sohbet sırasında kafile başkanı kafile de “büyük bir nimet” olarak nitelendirdiği bir bayan hocanın da yer alacağını söylemesi memnun edici idi. Adlında bunun her zaman yapılması gerekiyordu. 2004 yılı haccında kafilelerde kadın hoca olmayışının sıkıntı olduğunu o zaman ki hatıralarımızda yer vermiş, 2006 yılındaki Ramazan umresinde kafile de bayan hocanın varlığına sevindiğimizi de umre hatıralarımızda belirtmiştik. Bu yıl da, 2011 haccında 350 bayan hocanın görev yapacağını Diyanet duyurduğunda gerçekten bayan hacı adayları adına çok sevinmiştim.

Kafile başkanı İlhan Akça hoca, Fatih İlçesinde Gedikpaşa semtinde Tatlıkuyu Sokağında, Tiyatro Caddesi Tiyatro Caddesi üzerinde bulunan Esir Kemal Camiinde imam hatip olarak görev yapmaktadır.

Daha sonra grup hocalarının listeden okudukları ile birlikte Diyanetten tarafından verilen malzemeleri almak için camiinin arkalarına doğru ilerledik.

Diyanet Başkanlığınca verilen çantaları heyecan içerisinde aldık. Ve heyecanla evimizin yolunu tuttuk.

Eve geldiğimde mezuniyet diploması almış öğrenci kadar heyecanlı idim. Heyecanla çantamı açtım. Birbirinden güzel ve kıymetli hediyeleri çantadan çıkarttım. Gerçekten hepsi birbirinden güzel, birbirinden kıymetli ve özenle hazırlanmıştı. İnanın gerçekten kaliteli ve güzel eşyalardı. Diyanete buradan bu hediyeleri için teşekkür ederiz.

İşte verilenler

  1. El çantası
  2. Hicaz albümü
  3. Umre rehberi 
  4. Umre duaları
  5. Umre cd si - izlemek isterseniz aşağıdaki videoyu izleyiniz
  6. Umre not defteri ve kalem
  7. Tespih
  8. Seccade
  9. Terlik kılıfı 
  10.  
    UMRE REHBERİ KİTABI

UMRE CD Sİ


 
SECCADE

TESPİH


UMRE DUALARI KİTABI
HİCAZ ALBÜMÜ
 

UMRE CD SİNİ İZLEMEK İSTER MİSİNİZ





Blogger tarafından desteklenmektedir.