Lazerle Tedavi Günü


28 Eylül 2009

lazerle tedavi olmak amacıyla tekrar Samatya’daki göz kliniğine gittim. Müracaata vardım. Ve lazer için günüm olduğunu söyledim. Dosya açılması için nüfus cüzdan fotokopisine ihtiyaç varmış. Neredeyse 6 aydan beri gidiyorum. Halen işlem yapma aşamasında kimlik fotokopisine ihtiyaç duyulması şaşırtıcı. Neyse dışarı çıktım. Fotokopi çeken yere gittim. Aslında hastane
bünyesinde bolca fotokopi olmasına rağmen kimlik fotokopisi için hastaların dışarılarda fellik fellik fotokopici araması ne kadar doğru bilmiyorum. Neyse fotokopiciyi buldum ve 50 kuruşa kimlik fotokopisini çektirdim. Geri geldim. Kaydım yapıldı. Sözleşme tarzında bir evrağa imza attırıldı. Barkodu aldım. Gözüme damla konacakmış. Onun için 9 no’lu yere gittim. Hizmetli Mahmut Efendiye söyledim. “Bekle” komutu ile banklara geçip oturdum. Beklerken imzaladığım matbu haldeki sözleşmeyi okudum. Sözleşmenin bir yanı yapılacak olan operasyonu hür irademle kabul ettiğimi. Operasyonu yapacak doktor ya asistanı kabul ettiğimi. Her türlü sorumluluğun bana ait olduğunu öğrendim.(!) Kâğıdın diğer yüzünde de olacağım ameliyat hakkında yazılar yer alıyordu. Matbu olarak hazırlanmış evrakta yapılacak operasyonla ilgili yazılanlar…
Yapılacak işlem: Lazer fotokoagulasyon… İşlemin amacı: Belirlenmiş bir retina bölgesinde çevre dokularda minimal hasar oluşturacak bir terapitik yanık meydana getirmektir. Lazer fotokoagulasyon, retinanın vasküler hastalıkları moküler koridat neovasküler tümürlerin tedavisinde kullanılmaktadır. İşlem esnasında gözbebeğinizi genişletici damlalar gözünüze damlatılacaktır. Topikal anestezik madde uygulaması ve göz yüzeyine mercek konulmasını takiben lazer uygulaması uygun kadranları yapılacaktır. Sadece lokal bir hasar varsa yalnızca o bölgeye lazer uygulaması yapılır. Hasar sadece bir sahayla sınırlı değilse maküla ( keskin görme noktası ) bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca lazer uygulanabilmektedir. Gerekli olduğu takdirde ek bir seansta tekrar lazer uygulamasına gerek duyulabilmektedir. İşlem sonrasında inflamasyon engellenmesi için 3-4 gün süreyle damla tedavisi önerilmektedir. (Operasyon sonrası sorduğumda herhangi bir ilaca gerek olmadığı doktor tarafından söylendi ) Tedavi başarı şansı ve sonrası; Lazer fotokoagulasyon işleminin başarı şansı yüksektir.
İşlem süresi kısadır.
Riskleri
1. İnfamasyon
 2. Göz içi kanama
3. Göz içi basıncında geçici ve kalıcı yükselme
4. Ağrı
5. Göz içi ve dışı enfeksiyon ( Türkçesi iltihap – bulaşma ) Bu komplikasyonların ( Türkçesi yan etki ) bazısının tedavisi mümkündür.

Komplikasyonlara bağlı olarak kalıcı görme hasarı gelişebilir. Tedavi kabul edilmezse
1. Tanınıza göre altta yatan hastalığın ilerlemesi görmenizde azalmaya, gözünüzde ağrıya, göz içi kanamalara
2. Görmenizi tamamen yitirebilirsiniz.
İmzaladığım ve tüm sonuçlardan rızam dahilinde katlanmam gerekenleri ve yapılacak tedavi ile ilgili yazılanları okurken “Damla yapılacaklar gelsin “ sözüyle gittim. Önümdeki 6 hastadan sonra sıra bana geldi. Hem sağlam hem de hasta gözüme damla damlatıldı. Sağlam gözüme niye damlattın deyince. Ona da lazım diye cevap aldım, hemşir – hizmetli – hastabakıcı Mahmut efendi’den… Hasta gözüme damlatılan damla gözümü etkilemedi ama sağlam gözüme damlatılan damla yaktı. Kenara geçip oturdum. 20 dakika sonra 2 nolu odadan doktor hanım ismimle seslendi. Geldi, gözüme baktı. “Göz merceği büyümemiş daha” dedi. “Gidin bir daha damlatsın” dedi. Hizmetli Mahmut efendiyi aradım. Söyledim. “Daha yeni damlattım hemen büyümez” dedi. Bekle… Dedi. Çaresiz tekrar bekledim. Beş dakika geçmedi ki Mahmut Efendi bir kez daha her iki gözüme damla damlattı. Halen sağlam göze neden damla damlattığını anlamadım. Doğrusu budur dedim, onlar kadar mı bilecektim. (?) 45458 protokol nosu ile lazer tedavime başlandı. Doktor hanım Op.Dr.Nurhan DİNÇER idi. Lazer yapılacak karanlık odada oturduğum tabure ve başımı koyacağım set birbirine uyumlu olmadığı için biraz sırtım yamuk oturdum. Sağlam gözümü elle kapatıp hasta gözüme ışını uygulamaya başladı. Ağrılar, sızılar arasında tedavi başladı. “Başını çekme” uyarıları geldiğinde ister istemez kafamı çektiğimin farkına varıyordum. Ağrıyor farkında değildim desem de bu uyarılar sıkça devam etti. İnanın kafamı öne doğru o şekilde yaslıyordum ki ağrı yüzünden çenemi geri çektiğimin farkında değildi. Bu kez doktor hanım müdahale ederek kafamı yaslamak zorunda kaldı. Mahcup olmuştum. Aslında hastanın kafasını kımıldatmaması için burada mekanik bir önlem alınmalıydı. Neden bunu düşünmemişler hayret…

Doktor Op.Dr.Nurhan DİNÇER hanım operasyon süresince nazik ve sabırla işine devam etmişti,. “Geçmiş olsun” dediği an rahatladım. O da ne… Tek gözüm görmüyordu. Yapılan ışının etkisi olacağını düşünerek bunu sordum. “15 dakikaya kadar geçer” dedi. “Tamam, çıkabilirsiniz” dedi. İlaç verip vermeyeceğini sorduğumda “yok, gerek yok” dedi. Evrak verecek misiniz dedim. Ona da “yok” dedi. “Yalnız ameliyat eden doktoruna görün. Belki muayene eder dedi. Doktor Murat beyi ağrıyan ve pek az gören gözüme rağmen arayıp buldum. Lazer olduğumu kontrol edip etmeyeceği konusunda doktor hanımın yönlendirdiğini söyledim. Doktor Murat Bey “Gerek yok. Daha önce görmüştüm. Söylediğim tarihte gel” dedi. Ve hastaneden 20 Kasımda kontrole gelmek üzere ayrıldım.

Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder